Genel

Anksiyete Bozukluğu ve Tedavisi

Anksiyete Nedir?

Anksiyete bozukluğunu anlamak için öncelikle anksiyetenin ne olduğunu incelemekte fayda var. Türkçe’de direkt olarak karşılığı olmayan Anksiyete günümüzde çok rastlanan ve kaygı, korku hisleri sebebiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Korku da kaygı da her normal insanın hayatlarında zaman zaman yaşadığı duygulardır, bunları yaşamamız insan olmamızdan gelir. Anksiyete bozukluğu hastalığında ise bu kaygı ve korkular çoğu zaman nedeni bilinmeden ortaya çıkar ve kişinin sosyal hayatını bitme noktasına getirir. Geleceğe yönelik çok karışık kaygıları taşıyan kişi zamanla başka bir şey düşünemez olur ve toplumdan kendisini soyutlar.

Anksiyete Bozukluğu

Bu hastalığın kaynağını bulmak çok zordur zira ortada rasyonel veriler yoktur. Kişi gerçek olamayacak korku ve kaygılar ile adeta kendi kendisini esir alır. Çok küçük problemleri dahi büyük bir kaygı kaynağına getiren kişi de zamanla ruhsal bozukluklar ortaya çıkmaya başlar. Beyin içerisinde olan bir hastalık olduğu için Anksiyete Bozukluğu, halen bir çok açıdan gizemini korumaktadır.

Anksiyete Bozukluğu Nedenleri

stresGenel olarak çok kişi de görülen nedenleri olduğu gibi, tamamen kişiye özel nedenler dolayısı ile de anksiyete bozukluğu ortaya çıkabilir. En çok tespit edilen neden ise genetik faktörlerdir. Anne ve baba da böyle bir sorun söz konusu ise çocuğa da geçmesi mümkündür. Bunun sebebi hem psikolojik olarak kişiye ‘’genetik yüzünden oluyor’’ bahanesine zemin oluşturması hem de beyindeki bazı yapıların genetik olarak çocuğa taşınmasıdır.

Genetik faktörlerin haricinde sosyal etkiler de hastalığın ilerlemesi açısından çok etkilidir. Sosyal hayatında kendisini başarısız olarak gören kimse, önünü göremez ve bir belirsizlik sürecine girebilir. Bu noktada kişi de gelecek kaygısı oluşmaya başlar ve belki de çok kolay aşabileceği sorunları öyle çok büyütür ki dev bir kaygı ile yaşamak zorunda kalır. Çevresinin beğenisini kazanamayan ve adeta kendisini tükenmiş hisseden kişiler de anksiyete bozukluğu başlayabilir.

Sonuç olarak anksiyete bozukluğunun fiziksel ve sosyal etkiler sonucunda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bu noktada ruhsal bozuklukların bir çoğunun kaynağında bulunan stres, anksiyete bozukluğunun da baş mimarıdır. Yoğun stres altındaki kişi zihin kontrollerini yitirir ve kendisini çok büyük bir boşluğun içerisinde hisseder. Diğer insanların onu anlayamaması üzerine, kendisini iyice kaybeder veya agresif bir insana dönüşebilir.

Çocukluk çağlarında yaşanmış mağduriyetler de ilerleyen yaşlarda anksiyete bozukluğunun çıkmasına sebep olabilir. Bunun yanında iş, okul, kişisel hayatta yaşanan stresler, ekonomik sorunlar sebebiyle ortaya çıkan yıkım, kötü ilişki ve evlilikler gibi sorunlar da genel olarak anksiyete bozukluğu başlangıcına sebep olan durumlardır.

Anksiyete bozukluğuna başka hastalıklar ve alkol kullanımı da sebep olabilir. Aşağıda kısaca bu durumları inceleyelim.

İlaçlar ve Hastalıklar:

Büyük bir hastalık sürecinde yaşanan yoğun stres, yoğun ağrı ve huzursuzluk ile insanı çaresiz bırakan hastalıklar ve kullanılan ilaçların yan etkileri anksiyete bozukluklarına yol açabilir. Kişi bu gibi durumlarda geleceğe dair kaygılar hissetmeye başlar.

Alkol ve Uyuşturucu Kullanımı:

Alkol, kokain veya herhangi bir uyuşturucu maddelerin kullanımı var olan anksiyete bozukluğunun çok ileri seviyelere çıkmasına sebep olur. Kişi tüm kaygılarından kendisini uyuşturarak kurtulmayı ister fakat bu onu toplum ve sosyal hayattan daha da uzaklaşır. Kendisiyle kalan hastanın kaygı ve korkuları çok daha fazla yoğunlaşır.

Anksiyete Bozukluğu Türleri:

Şiddetine veya oluş türüne bağlı olarak tıp dünyasında bu rahatsızlık türlere ayrılmıştır. Her türün tedavisi ve belirtileri de farklı olmaktadır.

  • Panik Atak: Halk arasında kuruntu yapmak olarak bilinen durumun kişide sürekli hale gelmesi haline panik atak denir. Kişide ansızın bir kaygı ve korku başlar, bu panik hali öyle güçlüdür ki kişinin vücudunu titretmeye bile başlayabilir. Panik atakların sebebi kişinin bir hastalığa yakalanacağı yönündeki endişeleri, tekrar panik atağa yakalanacağında çekeceği ızdırap düşüncesi veya genel hayata dair streslerdir. Kişi bu atakların kimse tarafından görülmemesi adına kendini toplumdan soyutlayabilir, bu da hastalığın aslında daha da ilerlemesine sebep olacaktır.
  • Sosyal Fobi: Kişinin sosyal hayatındaki insanlara karşı kendini beğendirme iç güdüsü sonucunda ortaya çıkar. Diğer insanlar tarafından aşağılanmak, ciddiye alınmamak veya terk edilmek bu hastalığın başlamasına sebep olabilir. Bunun yanında öz güven eksikliği sonucu topluluk karşısında konuşamama, ekip işlerinde çalışamama veya birebir ilişki (özellikle karşı cinsle) kuramama sorunu olarak da ortaya çıkabilir.
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Anksiyete bozukluğunun artık kronik seviyeye gelmiş aşamasıdır, tedaviye en zor cevap veren türü de budur. YAB hastalığını taşıyan kişiler artık sürekli bir korku halindedirler ve neredeyse hiçbir hareketlerini endişe duymadan gerçekleştiremezler. Sürekli olarak başarısız olacaklarını, öleceklerini, hasta olacaklarını veya rezil olacaklarını düşünürler.
  • Travma Sonucu Yaşanan Anksiyete Bozukluğu: Büyük bir olay sonrasında travmayı atlatamayan kişilerde de görülür. Genelde bir süre sonra geçer fakat travmanın büyüklüğüne göre süresi de artabilir. Örneğin çok büyük bir trafik kazası atlatan kişilerin uzun süre araç kullanmadığı hatta hiçbir araca binmedikleri görülmektedir. Bir kere kötü uçak yolculuğu atlatan kişilerde de ömür boyu uçak kullanmama durumu görülmektedir.

Bunun yanında çok sevilen bir kişinin ölümü, kişiyi terk etmesi de anksiyete bozukluğunu ortaya çıkarır. Bu sadece ölüm veya kalıcı terk etme için değil, bir arkadaş grubundaki tek sevilen arkadaşın ortamdan ayrılması sonucunda, kişinin sosyal fobisi sebebiyle bir panik halini de ortaya çıkarabilir.

Anksiyete Bozukluğu Tedavisi

Her hastalığın tedavisinde öncelikle iyi bir teşhis yapılması gerekir fakat anksiyete bozukluklarında neredeyse binlerce farklı teşhis yapılabilir. Bu açıdan tedavinin çizgileri çok esnektir, hekimler kişinin durumuna, kaygılarının sebebine ve hastalığın şiddetine bakarak bir tedavi süreci oluştururlar. Hemen aşağıda tedavi süreci açısından önemli olan noktaları sizler için derledik.

ilaç tedavisiHekim, anksiyete bozukluğunun şiddetine göre bir ilaç tedavisi başlatabilir. İlaç kullanımı sürecinde hastaya yapılacak psikoterapi ile beraber kaygıların azalıp azalmadığı ölçülür. Olumlu sonuç alınırsa tedaviye devam edilir, ilaçların yan etkileri olacağı için hasta bu konuda da bilinçli olmalıdır. Zira bu yan etkiler de başka bir ruhsal bozukluk ortaya çıkarması açısından tehlikelidir.

Alkol, kafein gibi bağımlılık yapan maddeleri bırakması yolunda hasta ikna edilmelidir. Bu maddeler hastanın beyin fonksiyonlarını olumsuz etkilediği için tedavi sürecini zorlaştıracaktır. Mümkünse sigaranın da bırakılması veya azaltılması da faydalı olacaktır.

Tedavi sürecini en çok etkileyen konu ise tedavinin ne zaman başladığıdır. Anksiyete bozukluğu olan kişi veya kişinin yakınları tedavi sürecinin ne kadar erken başlamasını sağlarlarsa o kadar olumlu sonuçlar almak mümkündür. Anksiyete bozukluğu belirtileri ciddi bir şekilde kişi üzerinde görülüyorsa, bu hastalığın öyle bir anda ortadan kaybolması mümkün değildir. Hastalığın daha fazla ilerlememesi adına tıbbi destek alınmalıdır, ayrıca başlangıç aşamasındaki anksiyete bozukluklarında ilaç tedavisi uygulanmadan sadece terapi yöntemi ile hasta eski haline dönebilmektedir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tedavisi

Anksiyete bozukluğunun kronik hale geldiği kişilerde tedavi süreci daha zorlu olacaktır. Düzenli ilaç kullanımı şarttır ve ilaçlar ile beraber kişiye uzun bir program eşliğinde psikoterapi uygulanmalıdır. Bu ilaçların kuvvetli yan etkileri olacağı için hasta çok sık kontrollere gelmelidir. Hekim her ay sonunda hastanın durumuna göre ilaç tedavisini çeşitlendirebilir veya tamamen değiştirebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir